Bookbot

Ahmet Altan

    Tento autor je známy ako skúsený novinár a komentátor, ktorého práca sa často zaoberá alternatívnymi pohľadmi na históriu a spoločenské témy. Jeho písanie sa vyznačuje odvahou spochybňovať dominantné naratívy a skúmať citlivé otázky tureckej spoločnosti. Prostredníctvom svojich stĺpčekov a televízneho programovania ovplyvnil verejnú debatu a podnietil kritické myslenie. Jeho literárny prínos spočíva v schopnosti provokovať a formovať diskurz prostredníctvom svojej nekompromisnej publicistiky.

    Ahmet Altan
    En Uzun Gece
    Love in the Days of Rebellion
    Like A Sword Wound
    Dying is Easier than Loving
    Madam život
    Už nikdy neuvidím svet
    • Už nikdy neuvidím svet

      • 136 stránok
      • 5 hodin čítania

      „Prischol mi osud, ktorý som zaznamenal vo svojom románe. Som zadržaný rovnako Už nikdy neuvidím svet ako hlavná postava, ktorú som pred rokmi stvárnil. Rovnako ako môj hrdina čakám na rozsudok, ktorý rozhodne o mojej budúcnosti. Netuším, čo príde, a zrejme o tom už bolo rozhodnuté rovnako ako v jeho prípade. Zažívam patetické muky z bezbrehej bezmocnosti, presne tak isto ako on. Svoju budúcnosť som sťa prekliata veštica predvídal už pred rokmi, avšak nevediac, že je moja.“ Turecký spisovateľ a novinár Ahmet Altan, väznený v cele dlhej štyri metre pre absurdné, kafkovské obvinenie, je jedným z mnohých spisovateľov, ktorých odsúdil represívny režim Recepa Tayyipa Erdoğana. Altan vo svojich pozoruhodných memoároch, napísaných vo väzenskej cele, uvažuje o svojom odsúdení, o životnom priestore zredukovanom na nádvorie obohnané mrežami, o nádeji a úteche, aké myseľ spisovateľa dokáže poskytnúť dokonca i na tých najtemnejších miestach.

      Už nikdy neuvidím svet
      4,4
    • Madam život

      • 200 stránok
      • 7 hodin čítania

      Úžasný príbeh citového vzplanutia medzi mladým mužom a zrelou ženou, ktorá mu ukáže iný pohľad na zmysel života. Kniha, v ktorej kľúčovú úlohu zohráva rozprávačova prvá láska – literatúra. Pretože v meste, kde vládne strach, ho môže zachrániť len predstavivosť. Mladý rozprávač Fazil študuje ďaleko od domova. Po otcovej smrti dostal štipendium a prenajíma si izbu v skromnej ubytovni, ktorou prechádzajú nezabudnuteľné postavy v snahe prekĺznuť trhlinami v hrôze doliehajúcej na mesto. Fazil pracuje ako komparzista v televíznej šou a práve tu stretne zmyselnú ženu, ktorá ho očarí. Jej meno Hayat v turečtine znamená život a práve vďaka nej objaví jeho rôznorodosť. Láska a jej odtiene sa stávajú metaforami túžby po slobode v uzamknutej krajine. Vo Francúzsku román dostal Prix Fémina 2021.

      Madam život
      4,1
    • Dying is Easier than Loving

      • 560 stránok
      • 20 hodin čítania

      'A deeply compelling and immersive narrative about love, desire, loneliness and landscape.' - Elif Shafak

      Dying is Easier than Loving
      3,8
    • Like A Sword Wound

      • 352 stránok
      • 13 hodin čítania

      Intrigue, betrayal, love, war, progress, and tradition provide a colourful backdrop against which the lives of an Ottoman army officer, the Sultan's personal doctor, a scion of the royal house, and a beguiling Turkish aristocrat play out. All the while, the society to which they belong is transforming, and the Sublime Empire disintegrates. Here is a Turkish saga reminiscent of War and Peace, that traces not only the social currents of the time but also the erotic and emotional lives of its characters.

      Like A Sword Wound
      3,8
    • Love in the Days of Rebellion

      • 496 stránok
      • 18 hodin čítania

      With striking clarity and imaginative power, Altan evokes the traumas and upheavals of Ottoman history, showing how-over a hundred years later-the events and wounds of that time still resonate in the tensions and contradictions of today's Turkey.

      Love in the Days of Rebellion
      3,8
    • En Uzun Gece

      • 320 stránok
      • 12 hodin čítania

      Hayatında herkesten ve her şeyden fazla sevdiği erkekten kaçarak Güneydoğu'nun dağlarında uluslararası bir araştırma grubuna katılan bir kadın. Bir daha hiç kimseyi o kadını sevdiği gibisevemeyeceğini bilmesine rağmen ruhundaki zaafları saklamak için yaptığı vahşice hatalarla karşısındakini yaralayan bir adam. Gerçek aşkın korkunç ağırlığını taşıyamayarak bir köprü gibi çöküp iki kıyısında iki insanı çaresiz bırakan bir ilişki. Affetmelerine izin vermediği için kendi hafızalarından bile nefret etmelerine rağmen affetmeyi beceremeyen insanların içine hapsoldukları bir yalnızlık. İki insanın bütün zekâlarını kullanarak öldürmek için uğraştıkları ve her yediği darbeyle biraz daha hastalanarak güçlenen bir tutku. Kutsal Mezopotamya ovasının eteklerinde yükselen dağlarda süren tehditkâr bir hayat. Bu iki insanın yaşadıklarını izleyen herkesin sorduğu bir soru: "Hayatım boyunca beni böyle seven biri oldu mu?"

      En Uzun Gece
      4,0
    • Hayat Hanim

      • 220 stránok
      • 8 hodin čítania
      Hayat Hanim
      4,1
    • Kiliç yarasi gibi

      • 344 stránok
      • 13 hodin čítania

      Ne gariptir ki, imparatorluğun çöküşünün ilk izlerini görmesi, ihtiyarlığı andırır endişeli bir sıkıntıyı ilk hissedişi de Sultan'ın dönüşüne rast geliyordu, belki de eski karısı geri gelmese imparatorluğun çöküntüsünü bu kadar çabuk görmeyecekti. Sabaha kadar, uzun gecelik entarisiyle konağın içinde dolaşmış, biraz serinleyebilmek için bahçeye çıkmış ve acının da çeşit çeşit olduğunu keşfetmişti; terk edilmekle özlemek başka başka acılar yaratıyordu. Kaybetmenin acısıyla kavuşamamanın acısı birbirine benzemiyordu; karısı kendisini terk ettiğinde onu bir daha göremeyecek olmanın kederine, kırılan gururunun ve kendisini alaycı bakışlarla süzen gözlerin yarattığı aşağılanmışlık duygusu da karışmıştı. Şimdi özlerken ise ıstırap çırılçıplak ve katışıksızdı, bu nedenle de daha sarsıcı; tek tesellisi bunun ilk acı kadar uzun sürmeyeceğini bilmekti. "Eğer seversen, hissediyorsun," demişti Osman'a, bunu öyle bir söylemişti ki, Osman anlamıştı ne demek istediğini; gerçek bir sevginin hiç bitmediğini, hiç ölmediğini, azalsa da hiç yok olmadığını Osman bu tuhaf, bu manasız cümleden öğrenmişti. Aynı acıyı babasından bir miras gibi tevarüs eden Hikmet Bey ise, ölmeden önce, hatıratına, biraz da edip arkadaşlarının etkisiyle daha edebi yazmıştı bu konudaki duygusunu: "Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır."

      Kiliç yarasi gibi
      3,7
    • Içimizde bir yer

      • 158 stránok
      • 6 hodin čítania

      Siz kendi duygularınızın kölesisiniz, herkes gibi. Ama size hükmeden bu duyguları tanıyamaz, ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıkacağını bilemezsiniz. Bir aşk, bir öfke, çıldırtıcı bir kıskançlık, dayanılmaz bir özlem bazen karanlıkların içinden çıkıp sizi esir alabilir. Bazen, bir başka insan için kendinizden vazgeçebilirsiniz. Bazen öfkeyle kamaşır içiniz. Kendi bilinmezliğinizle yaptığınız bu karmaşık dansta adımlarınızı ayarlamak için size yardım edecek olan edebiyattır. Size, sizi, hayatı, insanları, duyguları anlatan edebiyat. Ahmet Altan, bu kitabıyla hayatın ve insanın derinliklerindeki bütün duygu kıpırtılarını ışığa çıkartıyor. Okuyacağınız her satırdan kendinize ya da bir tanıdığımıza ait bir duygunun izini, macerasını bulacaksınız. Bu kitabı okurken, kendi hayatımızın hikayesini dinleyeceksiniz.

      Içimizde bir yer
      3,2
    • Son oyun

      • 416 stránok
      • 15 hodin čítania

      Daha orada, o anda onun en tehlikeli yanının, istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım. Tanrı, hep aynı emri verdi, "Şehvetten sakının," bu emre uyamadık, çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize, bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti, kim Tanrının yarattıklarıyla baş edebilir ki, hiçbirimiz edemedik, en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı, emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı, şehvetle boğuşmayı, onu bastırmak için uğraşmayı, ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik, yenilsek de zayıf bir kalkanımız, ince bir zırhımız oldu. Şefkat öyle değildi. Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı, kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz, kuşku duymaz, kaçması gerektiğini düşünmezdi. Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş, Tanrının yasakladığı topraklara girmek için tanrının şefkatini bir "Truva atı" gibi kullanmayı öğrenmişti, her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu. Tanrının söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti, "Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun."

      Son oyun
      3,5
    • Tehlikeli masallar

      • 251 stránok
      • 9 hodin čítania

      Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığı için yalnızım ben.'Deneyimlerimle, içine aşk karışmamış her ilişkinin iyi gittiğini, aşkın ise bütün ilişkiyi karmaşık hale getirdiğini anlamıştım; buna rağmen kendimi tutamayıp gene aşkın o çetrefil, hırpalayıcı, karışık, acılarla dolu, vahşi, bencil ve düşmanca yollarında gezinmeye dalıyordum; iyinin ve kötünün bu kadar açık biçimde önümde durduğu bir seçimde neden kötü olanı, yani aşkı seçtiğimi kavrayamıyorum. Tek bildiğim, aşk, bütün bu tehlikeleri göze aldıracak kadar çekiciydi ve o çekiciliğin kenarında dolaşıp biraz eğlenip sonra yoluma devam ederim dersen, farkına bile varmadan sınırı aşıp aşkın ormanlarına dalıveriyordun.'Tehlikeli Masallar'ın kahramanı böyle söylüyor. Ahmet Altan, bu son romanında, vazgeçilemeyen bir eski sevgiliyle, yeni bir sevgili arasında gidip gelen bir 'yalnız'ın öyküsünü anlatıyor. Müthiş bir gözlem, ustaca bir kurgu, açık, anlışılır bir anlatımla sevginin ve aşkın en güzel örneklerinden birini veriyor. 1996 Ekimindeki ilk basımından bu yana okurun bitmeyen ilgisiyle karşılanan Tehlikeli Masallar, şu anda çeşitli dünya dillerine çevrilmekte.

      Tehlikeli masallar
      3,4
    • "Onunla bir kere daha buluşması, yaşadıklarını bir kaçamak olmaktan çıkaracak, kendisini bir labirent gibi içine alıp bu yaşananları bir daha kolay kolay dışına çıkılamayacak bir maceraya dönüştürecekti. Bunu hissediyordu. Kaçacaksa şimdi kaçmalıydı, daha sonra çok geç olacaktı. Böyle olacağını hissettiği, hatta bildiği halde kaçmak istemiyordu. Yaşadıklarının yarattığı heyecan ve zevk kadar, hatta belki de daha çok, bundan sonra neleri nasıl yaşayacağına dair içindeki merak, kaçmasına izin vermiyordu." Bu kitabı okuduktan sonra hayatınıza ve ilişkinize bir kez daha bakacak, hepsinin size şimdi çok daha değişik göründüğünü şaşırarak fark edeceksiniz. Aşk ve insanı pek az yazar onun gibi anlatabildi...

      Aldatmak
      3,1
    • Türkei Wohin?

      Gespräche mit Feridun Zaimoglu, Fatih Akin, Hrant Dink, Ahmed Altan u.a

      • 175 stránok
      • 7 hodin čítania
      Türkei Wohin?