Ahmet Altan Poradie kníh (chronologicky)
Tento autor je známy ako skúsený novinár a komentátor, ktorého práca sa často zaoberá alternatívnymi pohľadmi na históriu a spoločenské témy. Jeho písanie sa vyznačuje odvahou spochybňovať dominantné naratívy a skúmať citlivé otázky tureckej spoločnosti. Prostredníctvom svojich stĺpčekov a televízneho programovania ovplyvnil verejnú debatu a podnietil kritické myslenie. Jeho literárny prínos spočíva v schopnosti provokovať a formovať diskurz prostredníctvom svojej nekompromisnej publicistiky.







Madam život
- 200 stránok
- 7 hodin čítania
Úžasný príbeh citového vzplanutia medzi mladým mužom a zrelou ženou, ktorá mu ukáže iný pohľad na zmysel života. Kniha, v ktorej kľúčovú úlohu zohráva rozprávačova prvá láska – literatúra. Pretože v meste, kde vládne strach, ho môže zachrániť len predstavivosť. Mladý rozprávač Fazil študuje ďaleko od domova. Po otcovej smrti dostal štipendium a prenajíma si izbu v skromnej ubytovni, ktorou prechádzajú nezabudnuteľné postavy v snahe prekĺznuť trhlinami v hrôze doliehajúcej na mesto. Fazil pracuje ako komparzista v televíznej šou a práve tu stretne zmyselnú ženu, ktorá ho očarí. Jej meno Hayat v turečtine znamená život a práve vďaka nej objaví jeho rôznorodosť. Láska a jej odtiene sa stávajú metaforami túžby po slobode v uzamknutej krajine. Vo Francúzsku román dostal Prix Fémina 2021.
Už nikdy neuvidím svet
- 136 stránok
- 5 hodin čítania
„Prischol mi osud, ktorý som zaznamenal vo svojom románe. Som zadržaný rovnako Už nikdy neuvidím svet ako hlavná postava, ktorú som pred rokmi stvárnil. Rovnako ako môj hrdina čakám na rozsudok, ktorý rozhodne o mojej budúcnosti. Netuším, čo príde, a zrejme o tom už bolo rozhodnuté rovnako ako v jeho prípade. Zažívam patetické muky z bezbrehej bezmocnosti, presne tak isto ako on. Svoju budúcnosť som sťa prekliata veštica predvídal už pred rokmi, avšak nevediac, že je moja.“ Turecký spisovateľ a novinár Ahmet Altan, väznený v cele dlhej štyri metre pre absurdné, kafkovské obvinenie, je jedným z mnohých spisovateľov, ktorých odsúdil represívny režim Recepa Tayyipa Erdoğana. Altan vo svojich pozoruhodných memoároch, napísaných vo väzenskej cele, uvažuje o svojom odsúdení, o životnom priestore zredukovanom na nádvorie obohnané mrežami, o nádeji a úteche, aké myseľ spisovateľa dokáže poskytnúť dokonca i na tých najtemnejších miestach.
Ich werde die Welt nie wiedersehen
Texte aus dem Gefängnis
»Ich werde die Welt nie wieder sehen. Ich werde nie wieder den Himmel ohne den Rahmen sehen, den die Wände des Gefängnishofes bilden.« Am 16. Februar 2018 wurde der große türkische Intellektuelle Ahmet Altan in der Türkei zu lebenslanger Haft verurteilt. Altan ist einer der wichtigsten, mutigsten Journalisten der Türkei, der immer offen gesagt hat, was er denkt. Ihm wird vorgeworfen, »unterschwellige Botschaften« über den Putschversuch im Jahr 2016 verbreitet zu haben. Im September 2018 ist im S. Fischer Verlag »Ich werde die Welt nie wieder sehen. Texte aus dem Gefängnis« erschienen. Es ist eine beeindruckende Sammlung teilweise sehr persönlicher, fast philosophischer Texte, in denen Altan auf eindringliche Weise über Freiheit, sein Leben im Gefängnis und die politische Situation in der Türkei schreibt. Ein eindrucksvolles Buch und wichtiges Zeugnis. Zum Erscheinen jährte sich seine Verhaftung zum zweiten Mal, denn seit dem 23. September 2016 sitzt er in Untersuchungshaft. Im November 2019 wurde Ahmet Altan in Abwesenheit mit dem Geschwister-Scholl-Preis ausgezeichnet.
'A deeply compelling and immersive narrative about love, desire, loneliness and landscape.' - Elif Shafak
Son oyun
- 416 stránok
- 15 hodin čítania
Daha orada, o anda onun en tehlikeli yanının, istediği anda şefkat uyandırabilmesi olduğunu anlamıştım. Tanrı, hep aynı emri verdi, "Şehvetten sakının," bu emre uyamadık, çelişkilerden hoşlanan Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize, bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti, kim Tanrının yarattıklarıyla baş edebilir ki, hiçbirimiz edemedik, en masumlarımız bile rüyalarında günaha bulaştı, emre uyamadık ama şehvete karşı dikkatli olmayı, şehvetle boğuşmayı, onu bastırmak için uğraşmayı, ondan kaçmaya çalışmayı öğrendik, yenilsek de zayıf bir kalkanımız, ince bir zırhımız oldu. Şefkat öyle değildi. Tanrı şehvetin yolunu kapatırken şefkatin yolunu sonuna kadar açmıştı, kimse şefkatin yolunda yürürken tedirgin olmaz, kuşku duymaz, kaçması gerektiğini düşünmezdi. Yüzündeki gizli gülümsemesinden anlaşıldığı gibi o bunu içgüdüleriyle sezmiş, Tanrının yasakladığı topraklara girmek için tanrının şefkatini bir "Truva atı" gibi kullanmayı öğrenmişti, her erkek kapılarını açıp o atı gönül rahatlığıyla içeri alıyordu. Tanrının söylemeye vakit bulamadığını söylemek bana düşecekti, "Güzel kadınların uyandırdığı şefkatten korkun."
Hayatında herkesten ve her şeyden fazla sevdiği erkekten kaçarak Güneydoğu'nun dağlarında uluslararası bir araştırma grubuna katılan bir kadın. Bir daha hiç kimseyi o kadını sevdiği gibisevemeyeceğini bilmesine rağmen ruhundaki zaafları saklamak için yaptığı vahşice hatalarla karşısındakini yaralayan bir adam. Gerçek aşkın korkunç ağırlığını taşıyamayarak bir köprü gibi çöküp iki kıyısında iki insanı çaresiz bırakan bir ilişki. Affetmelerine izin vermediği için kendi hafızalarından bile nefret etmelerine rağmen affetmeyi beceremeyen insanların içine hapsoldukları bir yalnızlık. İki insanın bütün zekâlarını kullanarak öldürmek için uğraştıkları ve her yediği darbeyle biraz daha hastalanarak güçlenen bir tutku. Kutsal Mezopotamya ovasının eteklerinde yükselen dağlarda süren tehditkâr bir hayat. Bu iki insanın yaşadıklarını izleyen herkesin sorduğu bir soru: "Hayatım boyunca beni böyle seven biri oldu mu?"
Siz kendi duygularınızın kölesisiniz, herkes gibi. Ama size hükmeden bu duyguları tanıyamaz, ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıkacağını bilemezsiniz. Bir aşk, bir öfke, çıldırtıcı bir kıskançlık, dayanılmaz bir özlem bazen karanlıkların içinden çıkıp sizi esir alabilir. Bazen, bir başka insan için kendinizden vazgeçebilirsiniz. Bazen öfkeyle kamaşır içiniz. Kendi bilinmezliğinizle yaptığınız bu karmaşık dansta adımlarınızı ayarlamak için size yardım edecek olan edebiyattır. Size, sizi, hayatı, insanları, duyguları anlatan edebiyat. Ahmet Altan, bu kitabıyla hayatın ve insanın derinliklerindeki bütün duygu kıpırtılarını ışığa çıkartıyor. Okuyacağınız her satırdan kendinize ya da bir tanıdığımıza ait bir duygunun izini, macerasını bulacaksınız. Bu kitabı okurken, kendi hayatımızın hikayesini dinleyeceksiniz.
"Onunla bir kere daha buluşması, yaşadıklarını bir kaçamak olmaktan çıkaracak, kendisini bir labirent gibi içine alıp bu yaşananları bir daha kolay kolay dışına çıkılamayacak bir maceraya dönüştürecekti. Bunu hissediyordu. Kaçacaksa şimdi kaçmalıydı, daha sonra çok geç olacaktı. Böyle olacağını hissettiği, hatta bildiği halde kaçmak istemiyordu. Yaşadıklarının yarattığı heyecan ve zevk kadar, hatta belki de daha çok, bundan sonra neleri nasıl yaşayacağına dair içindeki merak, kaçmasına izin vermiyordu." Bu kitabı okuduktan sonra hayatınıza ve ilişkinize bir kez daha bakacak, hepsinin size şimdi çok daha değişik göründüğünü şaşırarak fark edeceksiniz. Aşk ve insanı pek az yazar onun gibi anlatabildi...




