Bookbot

İstanbul Hatırası

Hodnotenie knihy

Viac o knihe

Byzantion'dan Istanbul'a uzanan, heyecan yuklu bir seruven... Sarayburnu'nda, Ataturk heykelinin ayaklarinin dibinde bir ceset, Avuclarinda antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hukumdar, yedi sikke, yedi kadim mekn. Ve tek bir gercek: Bu sehrin gizemli tarihi. "Sehre bakiyorduk denizden. Sisler icindeydi Istanbul... Sisler icinde deniz... Sisler icinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi gorulen, Ayasofya'nin kubbesi, Topkapi Sarayi'nin kuleleri. Hic yagmalanmamis, yikilmamis, kirletilmemis gibiydi sehir. Bembeyaz bir sisle ortmustu doga, ne varsa goruntuyu cirkinlestiren. Gunes dogmadan bir anligina beliren bir hayal gibi... Buyulu bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmus bir kent gibi... Taze bir baslangic gibi... Genc, umutlu, guzel... Istanbul’a bakiyorduk denizden. Olulerimizin yuzlerine bakiyorduk... Onlarin gozlerindeki kendi kederimize. Caresizligimize bakiyorduk, avuclarimizda buyuyen zavalliliga, kanimizda filizlenen korkakliga... Elimizden alman hayata bakiyorduk... Gunesli gunlerimize, umut dolu sabahlara, eglenceli bahar aksamlarina... Sonen anilarimiza bakiyorduk, olen hayallerimize, yikilan duslerimize... Sonen anilarimizi, olen hayallerimizi, yikilan duslerimizi yuklenip yorgun bir silep gibi bizden uzaklasan sehrimize... Sehrimizle birlikte yitirdigimiz kendimize bakiyorduk..." (Tanitim Bulteninden)

Nákup knihy

İstanbul Hatırası, Ahmet Ümit

Jazyk
Rok vydania
2017
product-detail.submit-box.info.binding
(mäkká)
Akonáhle sa objaví, pošleme e-mail.

Platobné metódy

4,2
Veľmi dobrá
6001 Hodnotenie

Tu nám chýba tvoja recenzia

Titul
İstanbul Hatırası
Jazyk
turecky
Rok vydania
2017
Väzba
mäkká
Počet strán
723
ISBN10
6051851356
ISBN13
9786051851358
Série
Prvé vydanie
2010
Pôvodný názov
İstanbul Hatırası
Hodnotenie
4,15 z 5
Anotácia
Byzantion'dan Istanbul'a uzanan, heyecan yuklu bir seruven... Sarayburnu'nda, Ataturk heykelinin ayaklarinin dibinde bir ceset, Avuclarinda antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hukumdar, yedi sikke, yedi kadim mekn. Ve tek bir gercek: Bu sehrin gizemli tarihi. "Sehre bakiyorduk denizden. Sisler icindeydi Istanbul... Sisler icinde deniz... Sisler icinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi gorulen, Ayasofya'nin kubbesi, Topkapi Sarayi'nin kuleleri. Hic yagmalanmamis, yikilmamis, kirletilmemis gibiydi sehir. Bembeyaz bir sisle ortmustu doga, ne varsa goruntuyu cirkinlestiren. Gunes dogmadan bir anligina beliren bir hayal gibi... Buyulu bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmus bir kent gibi... Taze bir baslangic gibi... Genc, umutlu, guzel... Istanbul’a bakiyorduk denizden. Olulerimizin yuzlerine bakiyorduk... Onlarin gozlerindeki kendi kederimize. Caresizligimize bakiyorduk, avuclarimizda buyuyen zavalliliga, kanimizda filizlenen korkakliga... Elimizden alman hayata bakiyorduk... Gunesli gunlerimize, umut dolu sabahlara, eglenceli bahar aksamlarina... Sonen anilarimiza bakiyorduk, olen hayallerimize, yikilan duslerimize... Sonen anilarimizi, olen hayallerimizi, yikilan duslerimizi yuklenip yorgun bir silep gibi bizden uzaklasan sehrimize... Sehrimizle birlikte yitirdigimiz kendimize bakiyorduk..." (Tanitim Bulteninden)