Bookbot

Yalancı Jakob

Hodnotenie knihy

Viac o knihe

Ünlü yazar Jurek Becker’ın Kalpsiz Amanda’dan sonra yeni bir kitabını yayımlıyoruz: Yalancı Jakob. Becker bu kitapta Nazi Almanyası’nda yaşanan dehşetin ve acının hikâyesini farklı bir boyutta anlatır. Anlatılan bir katliam ya da direniş hikâyesi değil; melankolik, sessiz ve edebi bir kurguyla geleceği olmayan bir gettoya sıkışan insanların çaresizlikleri, tükenmişlikleridir... Nazilerin kuşatması altında hayatın bir kapana dönüştüğü gettoda her şey korku ve umutsuzluğun egemenliği altındadır. Aşağılanarak yaşamak istemeyenler için tek seçenek aşağılanarak ölmektir. Salt Naziler değil, hayat da onları hor görmektedir: “İnsan keşke minicik bir fare olabilse, fare kadar göze batmayan, fare kadar ufak ve sessiz. Ya sen nesin? Emirlere göre sen bir bitsin, tahtakurususun, hepimiz tahtakurusuyuz...” Getto sakinlerinden Jakob korku ve aşağılanmanın ağırlığıyla hayatını sürdürmeye çalışırken, bir gün tesadüfen öğrendiği bir haber, kontrolünden çıkıp umut dağıtan bir yalana dönüşür. Jakob “merhamet yalancısı” olur. Yalan, intiharları önlemeye, bir umut esintisi sokaklarda dolaşmaya, geleceğe dair düşler kurulmaya başlanır. Artık yalan yaşatmakta, gerçek öldürmektedir... Yalın ve dokunaklı bir üslupla yazılmış olan bu roman yüzyılımızın en utanç verici, en kanlı soykırımına çok küçük bir pencereden bakıştır. Ve bize, çaresizliğin dünyasında “yalan” ve “umut”un büründüğü yeni rolleri anlatır...

Nákup knihy

Yalancı Jakob, Jurek Becker

Jazyk
Rok vydania
2018
product-detail.submit-box.info.binding
(mäkká)
Akonáhle sa objaví, pošleme e-mail.

Platobné metódy

3,9
Veľmi dobrá
1195 Hodnotenie

Tu nám chýba tvoja recenzia

Titul
Yalancı Jakob
Jazyk
turecky
Rok vydania
2018
Väzba
mäkká
Počet strán
224
ISBN10
9755392009
ISBN13
9789755392004
Série
Hodnotenie
3,85 z 5
Anotácia
Ünlü yazar Jurek Becker’ın Kalpsiz Amanda’dan sonra yeni bir kitabını yayımlıyoruz: Yalancı Jakob. Becker bu kitapta Nazi Almanyası’nda yaşanan dehşetin ve acının hikâyesini farklı bir boyutta anlatır. Anlatılan bir katliam ya da direniş hikâyesi değil; melankolik, sessiz ve edebi bir kurguyla geleceği olmayan bir gettoya sıkışan insanların çaresizlikleri, tükenmişlikleridir... Nazilerin kuşatması altında hayatın bir kapana dönüştüğü gettoda her şey korku ve umutsuzluğun egemenliği altındadır. Aşağılanarak yaşamak istemeyenler için tek seçenek aşağılanarak ölmektir. Salt Naziler değil, hayat da onları hor görmektedir: “İnsan keşke minicik bir fare olabilse, fare kadar göze batmayan, fare kadar ufak ve sessiz. Ya sen nesin? Emirlere göre sen bir bitsin, tahtakurususun, hepimiz tahtakurusuyuz...” Getto sakinlerinden Jakob korku ve aşağılanmanın ağırlığıyla hayatını sürdürmeye çalışırken, bir gün tesadüfen öğrendiği bir haber, kontrolünden çıkıp umut dağıtan bir yalana dönüşür. Jakob “merhamet yalancısı” olur. Yalan, intiharları önlemeye, bir umut esintisi sokaklarda dolaşmaya, geleceğe dair düşler kurulmaya başlanır. Artık yalan yaşatmakta, gerçek öldürmektedir... Yalın ve dokunaklı bir üslupla yazılmış olan bu roman yüzyılımızın en utanç verici, en kanlı soykırımına çok küçük bir pencereden bakıştır. Ve bize, çaresizliğin dünyasında “yalan” ve “umut”un büründüğü yeni rolleri anlatır...